EVLAT DEDİĞİNİN CAN KIRIKLARI

07.Ekim.2020

Zor transfer dönemi, ekonomik sıkıntılar, yönetimsel meseleler, sahada aksayan futbol...

Tüm bunlar bir kazana atılsa içinden çıkacak ilk ürün 'Beşiktaş' olurdu sanıyorum. Tabii işin en gözler önünde tarafı 'futbolun oynanan kısmı' olduğundan en çok keyif kaçıran kısım da bu oluyor.
Değinmeye başlayalım maça.
Savunma hattı ileride yakalandığında geriye dönüş ve müdahalelerde ağır kalan bir Welinton, savunma önünde rolleri itibarıyla sürekli olarak çakışan Atiba ve De Souza, Dorukhan’a ulaşılamadığı için topun ikinci bölgeden üçüncü bölgeye taşınmasında yaşanan sıkıntı, tutucu merkez kurgusuna rağmen, beklerin oyunu genişletmek adına ileriye çıkma tercihinde bulunmaması, henüz 10’uncu dakika dolmadan kalende gol görmüş olmana rağmen reaksiyon gösterememek, kulübeden gelen isimlerin etki yapamamış olması... Temposuz, üretme noktasında yaratıcılıktan uzaklara giden...
Seyircisiz oynuyor olmak da epey boğucu. Tribünler doluyken on binlercesin sahada. Koltuklar boşken 11’e 11’sin. Hâl böyleyken rakibin bloklar arasını olabildiğince sıkı tutmaya dayalı basit ama etkili planı skoru korumayı hatta birkaç tehlikeli atak daha oluşturmayı başardı.
Sergen Hoca maç sonunda sahada olan bitene dair “vasat oyun” tabirini kullandı. Beklentinin çok altında oynadıklarını ifade etmek için tercih etti bu ifadeyi. Oysa birçok insan gibi onun da yanlış algıladığı bir kelime vasat...
Çok kötü değil de ortalama anlamına geliyor.
Beşiktaş aslında Gençlerbirliği'ne karşı vasat oynayarak kaybetmedi fakat ilk hafta Trabzonspor’a karşı vasat oynayarak kazandı.
Rakibine oyununu kabul ettirmeye yönelik değil de rakibini bozmaya yönelik oynayarak... Ve evet, elinizde üstün körü bir kadro varsa böyle oynayarak hedefe gitmeye çalışmamanız için bir sebep yok.
Bizim futbol kültürümüzde evlat profiller daima şampiyon yapar, işler kötüye gittiğinde sabrın son damlasının damlası taşana değin futbolcusundan yöneticisine, menajerinden sahadaki çimine kadar faturanın kesileceği bir sürü insan vardır.
Tabi işin aslı başarının da başarısızlığında birden fazla dinamiğin birleşiminden oluştuğu ama şimdi konumuz bu değil.
Diyeceğim o ki Sergen Yalçın "elimden geleni yapıyorum" mesajını mikrofonlara konuşarak değil sahada oyununu oynatarak göstermeli.
Taraftarın gönlünde ne yöneticisi ne oyuncusu kalır çünkü, bir tek evlat dediğinin can kırıkları...