YÜZÜMÜZE ÇARPAN SOĞUK SU

04.Eylül.2020

“Bir Gözlemcinin Dürbünü” köşemde her zaman yapmak istediğim ve çok değerli Sabri Abim’in bana verdiği bu şansla hayata geçirebileceğim bir format ile karşınızdayım bu yazıda. 

Scout olarak en sık yaptığımız iş aslında maçları izleyip, oyuncuları ve sahada göze çarpan taktikler ile takımların bu taktiklere adaptasyonlarını değerlendirmek aslında. Bu maçları izlerken de aktif olarak notlar almak bu işin en kritik noktası aslında, ben de A Milli Takımımızın Macaristan karşısındaki mücadelesi ile birlikte zaman zaman izlediğim maçlarda bir scout olarak aldığım notları bir yazı haline getirip sizlerle paylaşmak istiyorum.

 Düzenli olarak, sadece kendim için yaptığım bu süreci biraz daha derli ve toparlı bir şekilde sizlere sunarak gözlemcilik dünyasından da kesitler paylaşmak umarım sizleri de mutlu edecektir. Hadi başlayalım!

Maç Öncesi:

- Euro 2021 öncesi A Milli Takımımızın hangi seviyede olduğunu görmek için çok iyi bir mücadele Macaristan maçı; rakibimizin kadrosundaki isimler gerçekten çok değerli ve takım olarak iyi bir uyum içerisinde olabiliyorlar. 
- Bizim takımımız ile başlayalım: Özgüvenimiz tavan, beklentiler ise tavanı bile delmiş durumda. Şayet hırsımızdan fazla bir şey kaybetmediysek, elemelerdeki performansı sergilememiz için hiçbir neden yok.
- En sevindiğim noktalar ise şöyle: Çok ciddi sakatlıklarını atlatan oyuncularımız, Ahmed Kutucu ve Orkun Kökçü’nün kadroda yer alması ve genel olarak genç, derin bir kadromuzun olması. 
- Şayet tanımayanlar varsa kendisini hemen tanıtalım: Macaristan’ın 19 yaşındaki 10 numarası Dominik Szoboszlai, Avrupa futbolunun en büyük genç yeteneklerinden biri. Macaristan takımı Videoton’danSalzburga altyapısına transfer olan Macar yıldız, geçen sene çıktığı 27 maçta 9 gol ve 14 asist yaparak yeteneklerini kâğıt üzerinde istatistiklere de yansıtmayı başardı. Güçlü yönleri hızı, tekniği ve adeta ayağına yapıştırdığı top ile attığı dribblingler. Pas yeteneği ve tekniği ile oyun içerisindeki zekası (hem toplu, hem de topsuz oyunda) birleşince takım arkadaşlarına servis yapma konusunda çok başarılı oluyor. Savunmamıza büyük baş ağrıları yaratabilir. 
- Bunun dışında Leipzig kalecisi Gulacsi, savunmanın lideri Orban, orta sahada savunma anlamında başarılı Nagy, hücumda ise özellikle Holender ve Szalai ikilisi ile tehlikeli bir takım Macaristan. Hızlı, ama yoğun ataklar ile savunmamıza sorun yaratabilirler. 

İlk Yarı:

- Kağıt üzerinde 4-2-3-1 formasyonunda oynuyor gibi gözüküyoruz, lakin defansif orta saha rolünde oynayan Kaan Ayhan çok sık olmasa da zaman zaman defans hattının arasına giriyor.
Ayrıca beklerimiz Umut ve Mert de savunma çizgisinde beklemek yerine Mert Hakan ile aynı hizaya geliyorlar ve biz de set hücumunu 3-5-2 gibi bir diziliş ile oynuyoruz (Hatta çok kısa bir sekansta 3-4-3 gibi bir dizilişe bile geçti takımımız Hakan’ın orta sahanın ortasına daha yakın oynamasıyla). 
 
- Emre ve Ahmed sık sık kanat değiştiriyor; Emre fena değil gibi, Burak da fazla topla buluşamadı ama Ahmed’in hemen ilk 11 oynayamayacağını görüyor gibiyiz ilk yarıda. 
 
- Takım olarak çok pasif bir görüntü sergiliyoruz; topla daha çok oynayan ve fazlasıyla tehlikeli olan taraf konuk ekip. Özellikle Szoboszlai’yi durdurma konusunda ciddi sıkıntılar çektik, bunun en büyük sebebi de orta sahanın beklenen performansı gösterememesi kesinlikle: Defansif orta saha olarak Kaan, çoğunlukla birinci ve ikinci bölgelerde bulunduğundan ve hücumlarımız sırasında Hakan ile birlikte Mert Hakan da ceza sahası çevresine yönelince doğal olarak orta sahanın ortası tamamen bomboş kalıyor ve Macaristan oyuncuları çok çabuk ve efektif bir şekilde hızlı hücuma çıkıyorlar.
Mert Hakan – Kaan orta saha ikilisinin hiçbir olumlu katkısı olmadı ne yazık ki; Orkun, Yusuf veya İrfan Can hamleleri takımı toparlayabilir. 
- Bu ilk yarıda öğrendiğimiz en önemli nokta ise savunmada oldu: Hareketli hücum oyuncularını kolayca durduramıyoruz, Holender gerçekten Mert’in olduğu kanadı çok başarılı kullandı ve kalemizde önemli tehlikeler yarattı. Szoboszlai de orta sahanın ortasında oluşan boşlukları iyi kullanarak topu hep öne taşıdı ve yaratıcılığını kullanarak tehlikeli ara paslar da çıkarabildi. Ayrıca zaman zaman kaleyi de yoklayarak kendisine özel önlem almamız gerektiğini gösterdi. Genel anlamda gol yemediğimiz için şanslıyız diyebiliriz. 

 

İkinci Yarı:

- İkinci yarıya Ahmed-Yusuf değişikliği ile başlıyor; Ahmed’in ilk yarıda hücumda etkisiz olduğunu göz önünde bulundurursak Yusuf’un oyuna girmesi doğru bir karar. Yine de orta sahanın ortasındaki uyumsuzluğun da çözülmesi şart, yoksa kalemizde golü görmemiz işten bile değil. Şayet hücumda kontrolü ele alırsa eğer Kaan’ın savunma önündeki performansı kritik olacak. 
 
- Stoper Orban’ın ileriye çıkması en ilgimi çeken olay, ayrıca orta sahanın ortasında olmak yerine sıkça sağ kanada doğru açılan Mert Hakan’ın bu maç özelindeki performansı da ciddi hayal kırıklığı oldu. 58. Dakikada da yerini İrfan Can’a bıraktı ve bu değişiklikle birlikte hücumda set oyunlarında tekrardan 3-4-3’e döndük (Kaan stopere geçiyor, İrfan-Yusuf orta sahanın ortasında ve beklerimiz kanat rolüne eviriliyor, öndeki üçlü ise Hakan-Burak-Emre). 
 
- Yaklaşık 55-60. Dakikadan itibaren hücumda biraz daha sakiniz ve ilk yarıdaki kontrolsüz aksiyonlar yerine daha fazla top yapmaya çalışan bir Milli Takım var sahada. Özellikle Yusuf’un orta sahadaki hareketliliği fark yaratan noktalardan birisi oldu.
 
 Not: Macaristan takımı yorulunca ve biz de kontrolü biraz daha fazla elimize aldıktan sonra set hücumlarını izlemek seyir zevkini ciddi şekilde düşürdü. Maç genel olarak 70. Dakikadan sonra gayet sıkıcı bir hale büründü hatta, Emre-Kenan değişikliği belki de bir nebze oyuna hareketlilik getirebilir. 
 
- Szoboszlai golü o kadar aradıktan sonra inanılmaz bir serbest vuruş golüyle Macaristan’ı 1-0 öne geçirdi. Yazının başında “Bu ismi unutmayın” demiştim, artık unutmayız gibime geliyor attığı bu golle. 

Maç Sonu:

- Yüzümüzü soğuk suyla yıkadık adeta, belki de ciddi olarak hangi seviyede olduğumuzu öğrendiğimiz bir maçtı. Yanlış anlaşılmasın, “Bizim seviyemiz bu, en iyi bu kadar oynayabiliriz” demiyorum. Şu andaki seviyemizi, nasıl oynamamız gerektiğini ve daha doğrusunasıl “oynamamamız” gerektiğini öğrendik aslında:
 
* Mert Hakan-Kaan ikilisinin orta sahada birlikte olmayacağı ortaya çıktı, Okay’ı ilk 11’de görmemiz gerektiğini düşünüyorum şahsen. Ayrıca Orkun-Okay ikilisi başarılı olabilir, Uluslar Ligi gibi önem arz etmeyen bir organizasyonda bunları deneyebiliriz. 
 
* Ahmed’in kadroda olması şart, ama ne yazık şu andaki seviyesi ilk 11 değil.
 
* Yusuf’un orta sahadaki performansı şahsen olumluydu, onu da daha sık kullanmak önemli olacak gibi gözüküyor.
 
* 4-2-3-1 şimdilik uygun bir formasyon gibi gözüküyor, şayet EURO 2021 öncesi performansımızda sorunlar yaşanırsa daha farklı bir strateji izlememiz gerekebilir. 
 
*Bu takım savunmada kolay gol yemez gibi gözüküyor, özellikle büyük rakiplere karşı. Ama hücumda Cengiz Ünder, Abdülkadir Ömür ve Cenk Tosun gibi isimlerin varlığı da Milli Takımımıza büyük katkı sağlayacaktır. 
 
* Genel olarak paniğe gerek yok, savunmadaki kalitemiz zaten belli. Orta sahanın ortasındaki oyuncuların rollerini ve o oyuncuların kim olacağına karar verdiğimiz taktirde, ayrıca da genel olarak kontratak üzerinden gol arayan bir takım olmaktan çıkıp set hücumlarında kağıt üzerinde bizden daha zayıf rakipleri yaratıcılığımız ve hareketliliğimiz ile deldiğimizde bu takım başarılı olacaktır. 

En basit ve kısa şekilde maçlardan notlarımı derleyip, toparlamaya ve sizleri bilgilendirmeye çalıştım. İleriki dönemde hem bu tarz notları, hem de farklı tarzda hikaye ve makaleleri göreceksiniz. Şimdilik bu kadar diyelim, görüşürüz!

 
 
 
 
 
YanıtlaYönlendir