BOLOGNA KÜSTÜN MÜ BANA?

27.Ağustos.2020
BOLOGNA KÜSTÜN MÜ BANA?

Uzun zaman oldu bir şeyler yazıp karalamayalı... En son yazı yazarken, ağzımı bir bez parçasıyla kapatmak zorunda değildim mesela. 

Şubat ayının son günleri, gelişi güzel hazırladığım bir valiz ve kendimi alarak Türkiye’ye geldim. “İki haftaya kalmaz dönerim” derken 5 ayı geçen süre Bodrum’da buldum kendimi.
Bir yanda bıraktığım hayatım, evim diğer tarafta çocukluk aşkım Bodrum...

Tabiatın mevsimlerin geçişine olan tepkisini hiç bu kadar yakından gözlemleme şansım olmamıştı.

Rüzgarın estiği yönü takip ettim. Yeşilin yerini sarıya bırakmasını izledim bir de. Bahçeye gelen kedilerle birlikte realist olmayan münzevi hayata bağlanmış buldum kendimi.

Sonra yaz geldi...
Kepengini kaldıran her mekan çirkinleştirdi hissettiklerimi.
Avare yürüdüğüm deniz kıyılarına parayla girmek durumunda kaldım. Kaçtığım saklı yerler çöplerle dolmaya başladı.
Gidiş vaktim çoktan gelmişti anlaşılan, gelişi güzel hazırladığım valizimi de alarak.

Uçakta, dünyanın başka bir tarafında da var olduğumu hissettim.
Sanki havaalanında el salladıklarım ve kavuşacaklarım birmiş...
Üzerinden geçtiğimiz her kara parçası beni ilk zorlukta yüzüstü bıraktığım kızıl şehrime yaklaştırıyormuş da o bana küsmüş gibi.